Bugün “bilişim adası” diye pazarlanan söylemlerin arkasında ne var? Cevap net: boşluk.
Bu bir vizyon değil. Bu, halkın aklıyla alay eden siyasi bir zırvalama düzenidir.
Açık konuşalım:
- Hangi üniversiteyi gerçekten bilim üreten merkeze çevirdiniz?
- Hangi yerli dijital projeye ciddi kaynak aktardınız?
- Hangi girişimi büyütmek için risk aldınız?
Cevap veremiyorsanız, konuştuğunuz şey vizyon değil, laf kalabalığı ve ZIRVALAMA dır.
Bu ülkede üniversiteler bilinçli şekilde üretimden koparılmıştır.
- Ar-Ge yok
- Stratejik yatırım yok
- Sanayi entegrasyonu yok
Ama diplomalar var.
Sormak gerekiyor: Üniversiteler neden proje üretmez hale getirildi? Neden bilim üretmek yerine sadece mezun üretir hale düşürüldü?
Ve daha da çarpıcı gerçek:
Eğitim alanında güçlü fiber optik altyapıya sahip bir ülkede, dijital üretim neden yok?
- Altyapı var.
- İnsan var.
- Üniversite var.
Ama sonuç yok.!?
Bu tesadüf değildir. Bu, doğrudan yönetimsel beceriksizlik ve vizyonsuzluktur.
Gerçekler Tokat gibidir; “Bilişim adası” diyorsunuz ama:
- Radar sistemini bile üretemiyorsunuz
- Temel teknolojide dışa bağımlısınız
- Yerli üretimi sistematik olarak zayıflatıyorsunuz
Sonra çıkıp teknoloji masalları anlatıyorsunuz.
Bu artık cehalet değil, bilinçli yanıltmadır.
Yerli Değerlere Sistematik Olarak Sırt Dönüyorsunuz.
- Bu ülkenin gençleri üretmek istiyor.
- Bu ülkenin beyin gücü yeterli.
Ama siz ne yapıyorsunuz?
- Önlerini kesiyorsunuz
- Finans vermiyorsunuz
- Bürokrasiyle boğuyorsunuz
Sonra da utanmadan soruyorsunuz:
“Neden gelişmiyoruz?”
Kısa bir örnek ile hemen açıklayalım;
5G’nin temelini oluşturan polar kodlarla dünyaya yön veren Erdal Arıkan bu coğrafyadan çıktı.
Peki ne yapıldı?
Hiçbir şey.
- Ne destek verdiniz,
- ne sahip çıktınız,
- ne de fırsata çevirdiniz.
Sonuç?
Başka ülkeler aldı, geliştirdi ve size sattı.
Çünkü siz üretmiyorsunuz, sadece tüketiyorsunuz. Ve bizim ülkemizde böyle olmasını istemiyoruz! İkinci bir şansımız yok çünkü.
En Net Gerçek Ve İdeolojinizin Özet Tablosu Şudur;
İnsanlarını israf eden bir zihniyet, ülkesine bilinçli zarar vererek yok etmek.
Bu artık bir eleştiri değil, teşhistir.
Çünkü:
- Liyakat yok
- Destek yok
- Vizyon yok
Ama engel çok.
Bu mesele kişiler değil, zihniyet meselesidir.
Ve bu zihniyet:
- Büyük konuşur
- Küçük üretir
- Hiçbir şey inşa edemez
Toplum artık şunu anlamalı: Sözle değil, sonuçla ölçün. Asıl Çatışma, Gençlik teknolojiye karşı değil. Gençlik, kendisini oyalayan bu çürümüş zihniyete karşı. Çünkü gençlik üretmek ister.Bu sistem ise üretimi kontrol etmek ister.
Son Söz
“Bilişim adası” söylemi bir projeden ibaret değil;
bir aldatma biçimidir.
Gerçek şudur:
Sorun teknoloji değil. Sorun zihniyet. Ve bu zihniyet değişmeden:
- Üniversiteler üretmez
- Gençler kalmaz
- Bu ülke ilerlemez
Ya kendi insanına yatırım yaparsın, ya da başkasının teknolojisine mahkûm olursun.
Bu kadar basit.!!!




YORUMLAR