Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Dışişleri Bakanlığı’ndan Rum Yönetimi ile Mısır arasındaki anlaşmaya ilişkin açıklama

 Dışişleri Bakanlığı, “Devletimiz, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir eşgüdüm içerisinde, Kıbrıs Türk Halkının haklarını ilgilendiren tüm konularda gerekli adımları atma iradesine sahip olup, doğal kaynaklardaki eşit ve meşru haklarına yönelik her türlü hak gaspı girişimine karşı gerekli siyasi, diplomatik ve teknik tedbirleri almaktan imtina etmeyecektir”  açıklamasında bulundu.

 Dışişleri Bakanlığı, “Devletimiz, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir eşgüdüm

Dışişleri Bakanlığı, “Devletimiz, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir eşgüdüm içerisinde, Kıbrıs Türk Halkının haklarını ilgilendiren tüm konularda gerekli adımları atma iradesine sahip olup, doğal kaynaklardaki eşit ve meşru haklarına yönelik her türlü hak gaspı girişimine karşı gerekli siyasi, diplomatik ve teknik tedbirleri almaktan imtina etmeyecektir”  açıklamasında bulundu.

Bakanlık, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Mısır arasında Adanın sözde “münhasır ekonomik bölgesindeki” rezervlerin geliştirilmesine yönelik imzalanan çerçeve anlaşması hakkında yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada “Mısır’ın başkentinde düzenlenen EGYPES 2026” konferansı kapsamında, GKRY ile Mısır arasında 30 Mart 2026 tarihinde, GKRYnin sözde nhasır ekonomik bölgesinde” yer alan hidrokarbon rezervlerinin geliştirilmesi ve Mısıra ticaretine yönelik bir “Çerçeve Anlaşması” imzalandığı yönündeki açıklamaları dikkatle takip etmekteyiz” denildi.

Dışişleri Bakanlığı açıklaması şöyle devam etti:

“Adamız üzerinde veya çevresindeki doğal kaynakların eşit sahibi Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını yok sayarak imzalanan bahsekonu anlaşma, Kıbrıs Rum liderliğinin 2003 yılından itibaren Kıbrıs Türk Halkı’nın Ada ve Doğu Akdenizdeki eşit hak ve çıkarlarını sistematik biçimde gasp etmeye yönelik olarak süregelen politikasını ısrarla sürdürdüğünün açık bir tezahürüdür. Kıbrıs Türk Halkının rızası alınmadan ve Ada üzerindeki egemen eşit statüsü hiçe sayılarak yapılan bu anlaşma, öncekiler gibi, Kıbrıs Türk Halkı açısından bütünüyle hükümsüzdür.

GKRYnin, gasp ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti” unvanını suistimal ederek, Adanın tamamını temsil ettiği iddiasıyla, üçüncü ülkelerle hidrokarbon kaynaklarının araştırılması ve işletilmesine yönelik anlaşmalar yapmaya devam etmesinin, yalnızca Kıbrıs Türk Halkının meşru hak ve çıkarlarını ihlal etmekle kalmayıp, Doğu Akdenizdeki istikrar ve iş birliği zeminini ciddi şekilde zedelemekte olduğu açıktır. GKRYnin ne Kıbrıs Türk halkı adına karar verme yetkisi ne de Adanın doğal kaynakları üzerinde tek taraflı söz hakkı bulunmaktadır. Bu gerçeği görmezden gelerek atılan her adım, siyasi olduğu kadar hukuken de geçersizdir ve açık bir hak gaspı niteliğindedir.

Rum tarafının tek taraflı ve ısrarlı girişimlerine rağmen, geçmişte olduğu gibi bugün de, bölgede hakkaniyete dayalı, karşılıklı saygı ve iş birliğini esas alan bir düzenin ancak Kıbrıs Türk Halkının da dâhiliyle ve rızasının alınmasıyla mümkün olabileceğini yinelemek isteriz.

Devletimiz, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir eşgüdüm içerisinde, Kıbrıs Türk Halkının haklarını ilgilendiren tüm konularda gerekli adımları atma iradesine sahip olup, doğal kaynaklardaki eşit ve meşru haklarına yönelik her türlü hak gaspı girişimine karşı gerekli siyasi, diplomatik ve teknik tedbirleri almaktan imtina etmeyecektir.

Bu çerçevede, Adada ve Doğu Akdenizde kalıcı işbirliği ve istikrarın, tüm tarafların Kıbrıs meselesinin hassasiyetleri ve Adadaki iki halkın egemen eşit hak ve statüsü temelinde hareket etmesi, GKRYnin bölgede gerginlik artıran tek taraflı girişimlerine destek vermekten imtina ederek bu tür girişimlere açıkça karşı durması ve tüm tarafların dahil edileceği diyalog yolunu esas alması suretiyle mümkün olabileceğini bir kez daha vurgulamak isteriz”.