Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Emekliyi Sessizce Yoksullaştıran Yasa

Hayat pahalılığı…
Bu kelime artık bir ekonomik terim değil; bir yaşam mücadelesinin adı.

Hayat pahalılığı…
Bu kelime artık bir ekonomik terim değil; bir yaşam

Hayat pahalılığı…
Bu kelime artık bir ekonomik terim değil; bir yaşam mücadelesinin adı.
Ve bugün Meclis’e getirilen düzenleme, bu mücadelenin en savunmasız tarafını, emeklileri, doğrudan hedef alıyor.

Hükümetin hazırladığı hayat pahalılığı yasa tasarısı, teknik ifadelerle süslenmiş olabilir. Ancak gerçekte olan çok basit:
Emeklinin cebine girmesi gereken para, sistematik olarak azaltılıyor.

Bugün bir emekli neyle yaşıyor?
Sabit bir maaş.
Artan ilaç fiyatları.
Her gün yükselen gıda maliyetleri.
Ve çoğu zaman, bir başkasına yük olmamak için verilen sessiz bir mücadele…

İşte tam da bu yüzden hayat pahalılığı ödeneği, emekliler için bir “lüks” değil, hayatta kalma mekanizmasıdır.

Ama şimdi ne yapılıyor?

Bu mekanizma ya kısıtlanıyor, ya geciktiriliyor ya da etkisiz hale getiriliyor.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Bu, emekliye “maaşını artırıyoruz” deyip, aslında enflasyon karşısında yalnız bırakmak demektir.
Bu, maaşın rakamsal olarak artarken, sofradaki ekmeğin küçülmesi demektir.
Bu, her ay biraz daha fakirleşmek, ama bunun adının “düzenleme” olması demektir.

Daha da vahimi şu:

Eğer hayat pahalılığı artışı tam ve otomatik uygulanmazsa,
eğer siyasi ve ekonomik koşullara bağlanırsa,
eğer üst sınırlarla budanırsa…

Artık emekli maaşı bir hak olmaktan çıkar,
bir lütfa dönüşür.

Ve bir toplumda emeklilik, lütfa dönüştüyse,
orada sosyal devlet çoktan çökmüştür.

Bugün konuşmamız gereken şey teknik detaylar değil.
Çok daha temel bir soru:

Bu ülkede insanlar çalıştıktan sonra onurlu bir şekilde yaşayabilecek mi, yoksa sessizce yoksullaşacak mı?

Çünkü bu yasa, sadece bugünün emeklilerini değil,
yarının emeklilerini de ilgilendiriyor.

Yani hepimizi.

Bugün ses çıkarmayan herkes,
yarın aynı sistemin mağduru olacak.

Emeklilerin maaşını budamak,
sadece ekonomik bir karar değildir.

Bu, doğrudan bir tercihtir.

Kimi koruyacağını, kimi gözden çıkaracağını belirleyen bir tercihtir.

Ve görünen o ki bu tercih,
yıllarca çalışmış, üretmiş, bu topluma katkı koymuş insanlardan yana değil.

Emekliler bu ülkenin yükü değildir.
Bu ülkenin hafızasıdır.

O hafızayı yoksullaştırmak,
geleceği de yoksullaştırmaktır.

Bugün yapılması gereken nettir:
Hayat pahalılığı ödeneği eksiksiz, tam ve otomatik uygulanmalıdır.
Aksi halde bu yasa, bir düzenleme değil,
emekliye yönelik sistematik bir hak kaybı olarak tarihe geçecektir.